08 Mayıs 2009
Figüran
Kırmızı olsun dedi şarap.Gece olmasını bekledi.Ampullerin hepsini patlattı.Mum almıştı birkaç tane onları yaktı.Sokak lambası şeklindeki mumluğu önüne koydu.Bütün giz bu mumdaydı da sanki mum bitene kadar hepsini görecekti Suphi.Bekledi,bekledi,bekledi.Hiçbir şey göremedi mum ışığında.Yok yazamıyordu hiçbir şey.Ama hiçbir şey.Halbuki kâşif ne diyorsa yapmıştı.Sonra hüküm verdi kendine.Yazmak ona göre değildi.
Sık sık Rab ile konuşuyordu Suphi.Yalvarıyordu adeta.Artık bitsin diyordu, ne olacaksa olsun ama bitsin.Çoğu sefer kendi kendine konuştuğunu fark edip,bozuntuya vermiyordu,nasıl olsa bir tane kendi vardı;diğeri başkasıydı.-yalnız kendi olamazdı ya,başkası da vardı elbet.- Kendi olmayan kendi onu dinliyordu;en yakınlarının dinlemediği kadar.Neden diğerleri gibi olamadığını sordu kendine.Cevap alamayınca da üsteledi;o kadar çabaladım ! Ama bu haksızlık !
Gün dedi,Suphi.Gün nedir ? “Gün:güneşin doğuşu ve batışıyla gerçekleşen,24 saatlik zaman dilimidir” dedi Koray.Ardından Günce atıldı,”gün:etrafı denizlerle çevrili bir adanın karaya bir adım yaklaşmasıdır”.Bu cevap da kurutmadı Suphi’yi,kendi anlamlandırmaya çalıştı...”Gün:Suphi’nin ‘Bilge gitti’ dediği zamandan önceki zamandır;gün:Suphi’nin Bilge’nin elini ilk kez tuttuğu andır;gün:Suphi’nin şarabi bir hayatın akıntılarından gelen kırmızı kana ihtiyacım var dediği aylardır.Ve son olarak gün:denizle,martıların çığlıklarını Suphi’nin işittiği dakikadır.” Ardından Günce’nin sesi geldi,peki yıl nedir Suphi?
Gece olmuştu yine.Suphi geceden bir haber bekliyordu bu sefer.Gece gelen haberler,genelde kara haber olur ya,Suphi’nin beklediği de buydu işte.Bir ölüm bekliyordu Suphi,kimin öleceği belirsizdi.Sonra ölüme yakın gördüklerini listeledi;kıyamadı hiçbirine.Geceden gelecek haber ölüm olmamalıydı.Biraz daha hafifletti kendince işi bir hasta haberi bekliyordu bu sefer.Zira refakâtçı olacaktı.Sabaha yakın karanlığın en yoğun yaşandığı anda,Suphi ümidini kesmişti.Sabah olmuşu.
Telefon zrrrrrr ! diye çalmaya başladı.
-Efendim ?
-Suphi ?
-Evet
-Bilge’yi kaybettik;belki bilmek istersin…
Haber:gündüz tarafından,bir insan suretiyle;gecenin gölgesinde Suphi’ye gönderilmişti.Bir ölüm haberiydi bu;fakat öldüğü varsayılan Bilge,iki beden içinde yaşamaktaydı.Henüz varlığı son bulmamıştı.Suphi’nin içinde yaşayan Bilge,diğerinden biraz farklı olsa da,bu varlığına gölge düşürmüyordu.Her şeyden önce bu giden değil:kalan Bilge’ydi.Bir insan bir insanı ne kadar sevebilirse,Bilge de bu bedende o kadar seviyordu kendini.Elbette bir gün bu Bilge’de ölecekti;fakat Suphi’nin çektiği acılar ve bunlara şahitlik yapan gece:onun ruhunu ebedileştirecekti.
-Mum eriyebildiği kadar eridi.Ve sonra hazin son gerçekleşti;mum bir daha yanmamak üzere söndü.Ne üfleyen vardı;ne de rüzgar.Doğanın da insanın da karışamadığı bir sondu bu.-
Özgür Aydın
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)