21 Temmuz 2012

Zabıt


"Bir daha uyumamak üzere,o denizin sahilinde uyanmak ve sevdiklerimi aramak istiyorum artık..."

Bir işe başladım ben. Çalıştığım yığının içi babamın yaşanmışlıklarıyla dolu. Aslında yaşanmamışlıklar desek daha doğru olur. Zaman zaman arıyorum onu kalemlerde bakınıyorum tebessümle, bulup sarılmak istiyorum ona, kendime, acılara. İnsan özlüyormuş hakikatten geçmişini. Yani geçmişteki kendisini, yaşadığı acıları, çektiği sıkıntıları. Bulup kendini sarılmak istiyormuş, özlem gidermek istiyormuş kendiyle.

Baharın sonu gelsin artık! Sıcaktan değil de sıkıntıdan uyuyamayalım. Açalım Edip Cansever'imizi, okuyalım boğazımız düğüm düğüm olana kadar. Belki Eleni dinleriz biraz. Ya da sessizlikte uzakları dinleriz; anıları misafir ederiz. Sonra dua ederiz.Yaşıyoruz çok şükür!  

                                                                                                       Özgür Aydın

06 Nisan 2012

Geçmişin Tehlikesi Esir Olmaktı, Geleceğin Tehlikesi İse Robot Olmak





''Kısaca özetlemek gerekirse, birey, kendi olmaktan çıkar; kültürel kalıpların kendisine sunduğu kişiliği tümüyle benimser; böylece tıpkı diğerleri gibi ve onların kendisinden beklediği gibi olur. “ben” ile dünya arasındaki tutarsızlık ve onunla birlikte de, bilinçli yalnızlık ve güçsüzlük duygusu ortadan kalkar. Bu mekânizma, bazı hayvanların kendilerini korumak üzere renk değiştirmesiyle kıyaslanabilir. Onlar da kendi çevrelerine o kadar benzerler ki, çevrelerinden neredeyse ayırt edilemezler. Kendi bireysel benliğinden vazgeçen ve neredeyse bir robot haline gelen kişi, çevresindeki milyonlarca diğer robotla aynı olur, ve artık kendini yalnız hissetmez, kaygı duymaz. Ama ödediği bedel yüksektir; kendi benliğini yitirmiştir. '' E. Fromm

Bu nefis alıntı "Özgürlükten Kaçış" adlı kitaptan. Bu kitabı niçin keşfetmelisin? Günümüz insanını anlamak, olur gibi gözükmek değil de gerçekten var olmayı düşünmek; bize sunulan dünyayı tanımak; içinde yaşadığımız ekonomik sistemin tarihsel dayanaklarını görmek; bizim olan düşünceleri sorgulamak; yalnızlığımız, yabancılığımız, soyutlanmışlığımız ve son olarak diğerlerinin yanına niçin bir türlü yerleşemediğimizi anlamak için.

Hikmet Benol, diyordu ya: "kelimeler albayım bazı anlamlara gelmiyor" diye, E. Fromm'da şöyle diyor: "Sözcükler, hakikati gizlemede hiçbir zaman bugünkü kadar yanlış kullanılmadı." Sonu intiharla biten çağdaş insan hikayeleri üzerine; "Bir doygunluk ve iyimserlik maskesinin ardındaki çağdaş insan son derece mutsuzdur; hatta umarsızlığın eşiğine gelmiş bulunmaktadır."